Lazebura.net Lazlarin Internetteki Sesi - Lazca ve Lazlar - Lazlar ve Dou Karadeniz
lazebura.net
radyo lazebura
muzikbox
 
 
LAZEBURA FORUMDAN
Yeni yazlan ve yantlanan MesajlarYazan
Bu lkenin Adaleti Ne Kadar Gvenli
Ana Konu: Gncel Konular
mjova
Radyoaktif Sinop'a Kar
Ana Konu: Gncel Konular
_seddaa
Krtler bu lkeye ne vermitir? (oy trabzon'dan)
Ana Konu: Gncel Konular
lazzaz
Itiraf; lkcleri Nazi Subaylari Eitti
Ana Konu: Haber ve Etkinlikler
mjova
 
 
ANASAYFA
TARH
KLTR VE GELENEK
DL
YREDEN
SELMA KOVA
HABER ARV
MZK
EDEBYAT
KAZIM KOYUNCU
LAZCA YAYINLAR
KARADENZ
HABER LSTES
ANKETLER
LAZ MUTFAI
LNKLER
ETKNLK HABERLER
ONLNE KTAP
BZE LNK VERN
KK LANLAR
BTN HABERLER
PREMIUM YELIK
YEMEK TARF VER
QUIZ
Premium yeler
Bizler - letiim
KK LANLAR SAYFASI
bostanc spor giyim spor maazas
Satilik eitli Eya (18.04.2006)
**EV ORTAMINDA EK FIRSATI**
Araniyor lanlar (16.04.2006)
7 ayda 450.000ytl
Araniyor lanlar (14.04.2006)
tomruk ykleme kepesi
Satilik lanlar (12.04.2006)
mini beko
Satilik lanlar (12.04.2006)


 
= Fotografli

Lazca Gramer
Ismail Avci Bucaklisi/Goicihe Kojima


 


Lazlar ve Dou Karadeniz
Gubazi ibarii   
31.12. 2004
Lazlarin ve Dogu Karadenizin Tarihine ksa Giri
Lazlar, dillerini ve kültürel varliklarini bugüne kadar sürdürebilmis Anadolunun en eski halklarindan biridir. Yaygin kaninin aksine Lazlarin soy olarak Yunanlilarla, Ermenilerle veya Türklerle herhangi bir baglantisi yoktur. Lazca (Lazca-Megrelce) Güneybati Kafkas dil ailesine mensuptur bir dildir. Lazcanin dahil oldugu Güneybati kafkas dil ailesi Lazca-Megrelcenin disinda, Svanca ve Gürcüceden olusmaktadir. Güneybati Kafkas dil ailesi kökensel olarak Ingilizce, Fransizce Ermenice gibi Hint-Avrupa dilleri ile, Türkceninde dahil oldugu Ural-Altay veya semitik dillerler gibi büyük dil aileleri ile kökensel baglantisi yoktur. Bu yapisi ile Güneybati kafkas dil ailesi isole bir konuma sahiptir. Önceleri Lazca-Megrelce ve diger Güneybati Kafkas dileri ile diger kafkas dilleri arasinda  kökensel bir iliskinin oldugu savunulurdu. Fakat bu sav giderek terk edilmeye baslandi. Buna ragmen diger kafkas dilleri ile Güneybati Kafkas dilleri arasinda bilimsel verilerle ispatlanmasi güc omasina ragmen Kalkolitik veya neolitik öncesinde veya bu dönemde ortak bir genetik iliski mantik dii deildir.

Bazi yazarlar Lazcanin Baskca ile kökensel baglanti kurarlar. Bilindigi gibi Baskca Lazca gibi izole bir dildir, bugün avrupada konusulan hic bir dil ile kökensel bagi yoktur. Bunlarin disinda Lazcanin ve dogal olarak Güneykbati Kafkas dillerini, cesitli yazarlar tarafindan yine isole diller olan, Hatti, Hurri, Sümer, hatta Ege Bölgesinde Orta Tunc te konusulan Minoen dilleri ile iliskilendirilmeye calisilmissada su andaki veriler bu dillerden herhangi biri ile kökesen iliskiyi kesin ispatlayabilecek  düzeyde deyildir.


Güneybati Kafkas dillerinin günümüz büyük dil aileleri ile herhangi kökensel baginin olmamasi, yani isole bir yapi göstermesi, bu dilleri konusan halklarinda kökenleri sorusunuda beraberinde getirmektedir.  Dilbilimciler M.Ö. 6.-5. binlerde Lazca, Svanca ve Gürcücenin kaynak (Proto-Svao-Karto-Kolhi) dili olan bir dilin varligini kabul etmektedirler. Bu ilk Güneybati Kafkascayi  konusan halkin nerede yasadigi, ilk ana yurdunun (Home Land) neresi oldugu kesin olarak bilinmemektedir. Bunun nedeni kesin bir veri icin arada gecen zamanin cok uzun olmasi ve bu sürecte material kültürdeki degisimdir. Bunun disinda bir cok dildede oldugu gibi tarih öncesi dönemlere ait yazili eserlerin bulunmamasidir. Bütün bunlara ragmen, buna ayrica  Dogu Anadolunun neolitik olarak adlandirilan dönemin ve erken tunc dönemlerinin cok iyi arastirilmamis olmasina ragmen, bazi arastirmacilar eldeki verilerden yola cikarak Lazlarin (Kolhi’lerin) ilk ana yurdunun Dogu Anadolunun kuzeybati kesiminde oldugunu kabul etmektedirler. Transkafkasyanin tarih öncesi arastirmalari ile taninan Leon Kavtaradze (2002) Lazlarin tarih önecesi dönemini Ic Anadoluda yer alan  “Büyük Güllüce Kültürü” olarka adlandirilan kültürle iliskilendirmektedir. Ivano ve Gamkrelidze (1995) Lazcada yer alan Hititce kökenli kelimelerden dayanarak Lazcalar ile Hitilerin diesel etkilesmeyi yaratcak sekilde yakin yasdiklarini savunmaktadir. Bu yazarlar kökenleri yine tarismali olan Hititler üzerinde yaptiklari arastirmalarda, bu benzesmeden yola cikarak Hititlerin ilk ana yurdunun Dogu Anadolu oldugunu ve Lazlarin onlara cok yakin cografyada yasadiklari tezini getirmektedirler. Buna göre Lazlar M.Ö. 2500-2000 lerde, belkide daha önce, Kizilirmak ile Erzurum arasinda biryerlede yasadiklari sonucu cikiyor ve Kavtaradze (2002) nin savi ile ile örtüsmektedir. Bu sav bütün arastirmacilar tarafindan kabul edilmese bile, Dogu Anadolu’nun Erken Bronz Caginda ortaya cikan kafkas halklarina ait kültürler olan, ki bunlar Hatti, Kura-Araks, Hurri kültürleri, M.Ö. 17 yüzyilda Hitit kayitlarinda gecen Sinop ile Ordu arasnda yaayan Kaka’lari göz önünde bulundurdugumuzda ciddi bir tez olarak kabul edilebilir. Giorgadze (2000), tarihe Hititlerin bas belasi olarak gecen Kakalarin Hitit yazitlarinda yer gecen kisi ve yer adlarindan yola cikarak Kaka’larin Kolhi, yani Lazca konusan topluluk oldugunu savunmaktadir. Bu veriler Lazca konusan halkin en erken M.Ö.1700 lerde Sinop Ordu arasinda varligina isaret etmektedir.


Dilbilimsel calsimalar, Büyük Güllücek kültürüne ait arkeolojik veriler ve Anadolunun kuzeydogu kesimlerinde isole dil konusan kafkas halklarinin varligi isiginda, Lazlarin daha dogrusu Güneybati Kafkaslilarin Neolitik dönemde oraya cikan, bügün Mesopotamya Neolitikginden farkli oldugu kabul edilen,  Dogu-Güneydogu Anadolu neolitik kültürlerden biri ile muhtemelen baglantilidir. Buna göre M.Ö.6000-5000 lerde Proto Güneybati Kafkasca konusan bir topluluk zamanla kuzeye hareket etmis, yavas yavas bazi gruplar ayrilarak yeni diller ortaya cikmis. Ana Dilden (ilk ortak dil), veya Proto-Güneybati Kafkascada ilk ayrilma yaklasik M.Ö. 3000 lerde baslamis, bir grup Bati Gürcistana yerlesmis ve bugün bati Kafkasyanin kuzeyindeki daglik kesimlerde yasayan Svan halkini ortaya cikmistir. Svanca bu nedenle Güneybati Kafkas dilleri icinde en eskisidir. Güneybati kafkascada bölünme devam etmis ve yaklasik M.Ö. 2000 lerde baska bir grup, o zaman kadar ortak olan, teorik olarak Karto-Kolhice seklinde adlanabilecek dili konusa topluluktan baska bit grup ayrilarak Bati Gürcistan ve Dogu Karadeniz sahillerine yerlesti. Bugün Laz-Megrellerin atasi olan bu topluluk, özellikle  Bati Gürcistanda merkez olmak üzere literatürde “Kolhi Medeniyeti” olarak gecen özgün kültürü yarattilar. Bronz, daha sonra demir, ahsap mimari, canak-cömlek gibi eserlerinde özgünlügü ile dikkati ceke Kohi medeniyeti zaman icinde material kültüründe icsel bazi degisiklileri göstererek M.S. 4-5 yy kadar devam etmsitir (Apakidze, 2000). 


Lazca konusan grubun ayrilmasindan sonra geriye kalan topluluk yavas yavas doguya kayarak Dogu Gürcistanda, yaklasik M.Ö. 7-8 yüzyillarda  Iberia (Gürcü) medeniyetini yarattilar. Bu topluluktan bir kismi olan Saspaier’ler uzun süre Dogu Anadoluda varliklarini sürdürdüler. Bir federatif krallik olan ve ana tasiyicisi Hurri kökenliler olan, Ermeni boylarininda etkin oldugu Urartu kralliginin ana etnik gruplarindan biride bu gürcü boylarindan biriydi.


Lazlar hakkinda (veya Kolhi böylari hakkinda) ilk yazili kayit daha önce belirtildigi gibi M.Ö. 16-17. yüzyillara ait Hitit kayitlarinda bahsedilen Kakalar dir.  Fakat M.Ö.12. yüzyil Asur kayitlarinda yer alan “Kilchi” adi direk Kolhilerden bahsedilen ilk kayittir. Yaklasik 400 yil sonra M.Ö. 8. yüzyila ait Urartu yazitlarinda “Qulcha” seklinde yine Kolhilerden bahsedilmektedir. Yine bu dönemlerde  Hellen (Yunan) tarih yazilarinda Kolhis adina rastlanmaya basliyor. Miletlilerin “Büyük Hellen Kolonizasyonu” olarka adlanan, Kadeniz sahilllerinde 70 ile 100 arasinda Koloni kurduklari dönemden sonra  Dogu Karadeniz sahillerinde yasayan topluluklardan sikca bahsedildigini görüyoruz. Bunlarin arasinda en güvenilir kaynak olarak kabul edilen Ksenophon’un Anabas adli eseridir. M.Ö.5 yüzyildayazilan  bu eserde Trabzon Sinop’a bagli Kolhi ülkesinde bir koloni sehri olarak gecmektedir. Yine en güvenilir kaynaklardan biri olan Strabon (M.Ö. 63- M.S.24) Karadenizin Dogu kesimlerinin eskiden Kolhi Delizi olarak bilindigini yazmaktadir (Strabon. XI,1,6).


Antik Yunan kayitlarina göre Dogu Karadenizde yasayan Kolhilerin disinda belli basli yerli topluluklar  sunlardir; Saniler, Heptakometler, Chalybe’ler.


Sani=Tzani=Makron: Saniler daha önce Makronlar olarak bilinirdi (Strabon; XII, 3, 18). Trabzona yakin, Trabzonun batisinda yasiyorlardi.  Makronlara daha sonra yine M.Ö. 4 yy da Pseudo-Skylax’ta Makrokephal’ler seklinde tekrar gecmektedir. Sani’ler eski tarih kayitlarina bakilirsa cevresindeki baska adla adlandirilan diger topluluklari zamanla asimile ettiler. Lordkipanidze (1996) ye göre Trabzon ve civarindaki Kolhileride asimile ettiler. Bu bölge daha sonra Sani ülkesi olarak gecmektedir. Kauchtschischwili (S1965: 129, Anm.1) Sani adinin aslinin Tzani (3’ani) seklinde oldugunu, Sani nin helencenin fonetik yapisindan dolayi degismis sekli oldugunu belirtiyor. Tzani’ler, veya eskiden Makronlarda denen bu topluluk Kolhi, yani Laz boylarindandir (Lordkipanidze, 1996).


Heptakomet: “yedi köyden”, “yedi köylüler” anlamina geliyor. Harit çayin üst kesimlerinde, Skydides daglarinda otururlardi. Makronlar ile (Sani’ler ile) komsu idiler. Bazan Skydiner seklindede gecen bu ad Lazcada yedi anlamina gelen “skviti” nin helenlesmis formudur (Lordkipanidze,1996). Heptakometlere daha önce kuleler seklinde evlerde oturduklari icin “kulede oturanlar” anlamina gelen Mossinoik olarakta bilinirdi. Lordkipanidze (1991) Heptakomet’lerin (Mossinoiklerin) Lazca konusan Laz/Kolhi soyundan olduklarini belirtmektedir.


Chalybe: Karadeniz halklarindan ilk bahsedenlerden biride ünlü destan sairi Homerostur. M.Ö. 8. yüzyilda  yasadigi sanilan Homeros Illiad ( liad II, 856-857 ) eserinde Troia savasínda Troialilara yardima gelen uluslari sayarken Alizonlardan bahseder "... ta uzaklardan gelirler, gümüün yurdu AIybeden...". Alybeler (Khalibeler). Ksenophon un bölgeye yaptigi ziyarette (M.Ö. 5.yy) bahsettigi (Anabasis IV 7. 15 - 17; V 5.1) Khalybe (IV 3.4; V 5.17) ve Khaldia lerle ayni halktir. Trabzon ve Giresun civarinda yasadiklari sanilan bu halk büyük ihtimalle Trabzon giresun deyil, Trabzon Gümüshane, belkide daha ziyade bugünkü Gümüshane civaridir (G.Ç). Trabzonlular bugün bile Bayburt ve Gümushaneye Halt olarak adlandiriyorlar.  Strabonda (XII, 3.19) "Bugünkü Khaldai kavmine eskiden KhaIybes denirdi..."  Dha sonraki yillarda Hald, Chalybe adi Trabzonu icine alan genis bir alan icin kullanilmaya baslandi. Urartu kayitlarindada benzer adlamaya ratliyoruz.


M.S. 7 yüyila ait Anania irakazi tarafindan yazildigi sanilan Ermeni kaynaklarinda Çaneti’nin Khaltik oldugunu belirtiyor (Patkanov 1877). Çan-eti  de –eti eki Lazcada tipik yer belirten ektir. Strabon un Geografikasinda Khaldea olarak gecen, yani Haldiler, Halt’lar  Gürcü ve Ermenilerin Çani (Tzani) seklinde adlandrdklar Laz halkyla aynidir (Lordkpanidze, 1996).


M.Ö.7.-6. yüyyillarda, Hellenlerin Kolinizasyonla beraber, koloni bölgelerde uygulamaya koymak icin yarattiklari Apollon Kultu (tapinimi) ve diger pagan inanislar, yine pagan bir inanc dünyasina sahip olan Lazlar tarafindan kabülü kolaylastirmis, bu sekilde hellenlesme süreci baslamis oldu. Bu nedenle bazi yazalarin belirttikleri gibi Lazlarin Hellenlesmesi (Yunanlasmasi), ilk olarak Hiristiyanlikla deyil cok daha önceki dönemde baslamistir.


Helenlerin ticaret mallarinin, örnegin Attik tip vazolarin yüksek daglik kesimlere kadar yayilmasi, Lazlarin Hellen zevkini rahatca kabul ettigini gösteren basit bir örnek olarak verilebilir. Suda unutulmamali ki Helenler buraya savasla veya zorla deyil, yerli halkla ticaret yapmak icin gelmislerdi. Karsilikli cikara dayali ve sorunsuz bir birlikte yasam, zamanla Akullturasyonu (bir tür asimilasyonu) beraberinde getirdi. M.Ö.5-6 yüzyillarda basladigi kabul edilebilecek olan Helenlesme, Lazlarin 300 lerde  Yunan Ortodoks dinini kabul etmesi ile dahada hizlandi ve zamanla dillerini tamamen unutup helenlestiler. 17. yüyyilda Islamlastirma ile birlikte Lazlar, ve o zamana kadar Rumlasan Lazlar,  bu kez türklesme sürecine girdiler.


Hellen kültürünün güclü olarak yasandigi merkezin disinda kalan, cografik olarak izole olan bölgelerde yasayanlarda dilsel süreklilik devam etmis ve Lazcayi günümüze kadar koruyabilmislerdir. Bügün Lazca konusan kesim sadece Rizenin Atina (Pazar) ilcesinin batisindan (Mapavrede=Cayeli’de bir kac köy) Sarpi sinir köyüne kadar olan kesimdir.


Osmanlilarin Trabzonu ve daha dogusunu 1461 de isgal etmesinden sonra, Hellen döneminden farkli olarak bu kez, etki alani daha genis ve derin olan Islamlasma süreci basladi. Cumhuriyetle birlikte baslayan sistemli asimilasyon politikasi ve degisen ekonomik yasam Lazlar kisa sürede hizli bir türklesme sürecine maruz birakti.


Bugün Dogu Karadenizde yasayanlara verilen  “Laz” adi Bizans döneminden kalmistir. Bu adlandirma, hem Kolhileri hemde onlarin devami olan Lazlari cok eski tarihlerden beri taniyan, onlarla ticaret yapan, ici ice yasayan Yunanlilar bir tesadüf olarak deyil dogru olarak “Lazoi”(Laz) olarak adlandirmislardir.

.........................................................................................................


Not: Bu yazi baslica Lordkipanidze (1996, 1991), Kavtaradze (2002), Gamkrelidze ve Ivanov (1995) ve Giorgadze (2000) tarafinda yayinlanan kitaplara ve makalelere dayanmaktadir. Genis bilgi icin bu yazarlarin asagida verilen yayinlari ve www.kolheti.lazuri.com da yer alan bölgenin tarihi ile ilgili diger makaleler önerilir. Yazi icinde yer alan diger atiflar asagida verilen kaynaklardan alinmistir.


Gamkrelidze. T. V. And Ivanov. V. V., 1995. Indo-European and the Indo-Europeans. A reconstruction and historical analysis of a proto-language and proto-culture. I: The text. II: The bibliography and indexes, Trends in Linguistics. Studies and Monographs 80, Berlin, New York.


Giorgadze G, 2000. Zur ethnischen Herkunft der Kaskäer (Kaškär) und Abeschläer von hethitischen und   assyrischen Keilschrifttexten, Achalziche.

Kavtaradzde. L. G., 2002. An Attempt to interpret some Anatolian and Caucasian Ethnonyms of the Classical Soruces, Sprache und Kultur 3, Tbilisi.


Lordkipanidze. O., 1996. Das alte Georgien (Kolchis und Iberien) in Strabons Geographie. Neue Scholien, (Schwarzmeerstudien, hrsg. von W. Schuller, Bd. 1), Amsterdam.


Lordkipanidze. O., 1991. Archäologie in Georgien. Von der Altsteinzeit zum Mittelalter,Weinheim.

Yorum
Yazar 'Misafir' ak 2006-03-23 20:30:16
ismim parsman romallara kk sktrm halkn o zamanki kralnn ismi ile bu siteye grlerimi belirtiyorum ltfen gler ve dier sebeplerden dolay rfmz adetlerimizi dilimizi u an yaatalm ve gelecek kuaklara aktaralm . mustafa kemaln dedii gibi gemiini unutan milletler gelecei olmaz. tm laz alemine sayglar sevgiler. bafral.

Yorum yaznz
Eklediginiz yorumlar Editrler tarafindan incelendikten sonra uygun bulunursa yayinlanacaktir
sminiz:Misafir
Balk:
Yorumunuz:


Dier Haber ve Makaleler:
 
EN OK YORUM ALAN YAZILAR
1. Kazim Koyuncu-Fotograflar .'Misafir'- 23.04.14:56[53 .]
2. "HAYDE" Kazim Koyuncu`nun son Albm .'Misafir'- 22.04.17:41[26 .]
3. Lazca Okuma - Goliyoni iyuci! .'Misafir'- 22.04.09:47[23 .]
4. te 'mavi kanl' Hristiyan Lazlar .'Misafir'- 21.04.21:19[13 .]
5. Fuat Saka "Lazca-Caz" .'Misafir'- 20.04.11:39[12 .]
 
 
EN OK OKUNANLAR
SELMA KOVA
"Yerinde sz sylemesini bilen, zr dilemek zorunda kalmaz." F. Sultan Mehmed



YE GR
HAFTANIN YELERI

HABER ARV

YE DURUMU
arrow image nezahat - nezahat
2006-04-23 16:02:22
arrow image morkusakli - MESUT
2006-04-23 15:43:45
arrow image polilaz - kerim
2006-04-23 15:29:15
arrow image kansa - kansa
2006-04-23 15:10:17
arrow image smeyya - smeyya
2006-04-23 14:48:27
arrow image muyagorum - ramazanylmaz
2006-04-23 14:46:11
 Toplam ye: 6136

ONLINE YELER
  6 misafir ve 2 ye
sweetcurse_08 yase

Nukleere hayir!!
 
   
 
 
  Copyright lazebura.net 2001-2006
powered by Joomla